Paris’te İki Ressam

Pablo Picasso & Fikret Mualla

Yaşadığı dönemde Picasso’nun da hayran olduğu bir ressam olan Fikret Mualla, sanat hayatında büyük zorluklar yaşamış biriydi. Hayatın ona getirdiği bütün aksilikler ile kendini resme vererek başa çıkmaya çabalamış, bu ülkede yaşamış çok değerli bir sanatçıydı. Her ne kadar “deli” olarak anılsa da bu onun hayatta kalma tarzıydı. Kadınları pek severdi, aynı zamanda da biraz alkol düşkünüydü. Hakkında en çok anlatılanlar bunlardı. Mualla babasını kaybettiği dönemin ardından kendisine kalan mirastaki tüm mal varlığını satarak Paris’e yerleşmeye karar vermişti. Paris’e gittiği ilk yıllarda oldukça eğlenceli ve lüks bir hayat sürmüştü. II Dünya Savaşının başlamasından sonra ülkesine dönmemişti. Paris’te kalmaya devam etmişti etmesine ama elindeki para hızla suyunu çekmiş ve onun için birçok açıdan sıkıntılı dönemler de başlamıştı. Günlük ihtiyaçlarını karşılamak için resimlerini yok pahasına sattığı anlatılırdı. Ayrıca bu dönem alkol sorununun da oldukça arttığı dönemler olduğu da söylenir.

Peki iki ressam nasıl bir araya geldi?

            Bazılarına göre hikaye Paris’in kurtuluşunun yaklaştığı günlerde geçer. Mualla maddi sıkıntılarla ve nerden geldiğini bilemediği ağrılarla boğuşmaktadır. Tam olarak da bu kısımda Picasso ile tanışır. Picasso gördüklerinden etkilenmiştir, Mualla’yı atölyesine davet eder. Atölye’de Picasso Mualla’ya, “beğendiği bir şey varsa alabileceğini” söyler. Bunun üzerine Muallâ bir kadın portresi resmini seçer ve Picasso da resmi ona hediye eder. Mualla hediyesini yanına alır, eve gidecektir fakat yine sarhoştur ve cebinde bir kuruş para yoktur. Tam o sırada tanıdık bir kadınla karşılaşır. Biran için tanıyamaz ama, sonra Paris’e geldiği ilk yıllarda tanıştığını, ondan çok etkilenip aşık olduğunu hatırlar. Tabii üzerinden uzun zaman geçmiş, hatırladığı o kadın şimdi tam bir hanımefendi olmuş ve üstüne bir de resim koleksiyonu yapıyormuş. Muallâ vakit kaybetmeden Picasso’nun hediyesini gösterir. Tabii resim kadını mest eder ve görür görmez satın almak ister. Mualla ilk başta resmi pek satmak istemez ve Picasso’nun hediyesi olduğunu söyleyerek bunu yapamayacağını anlatır. Fakat kadın ısrarcıdır, 15 bin Frank teklif eder ve seni evimde 15 gün misafir ederim, Türk rakısı da var diye de teklifi arttırır. Belli ki peşini bırakmayacaktır. Ağrılarını ve geçim sıkıntısını düşününce teklifi kabul eder ve resmi satar. Muallâ, kadın ve kocası 15 gün kadının evinde yaşarlar.

Muallâ, Picasso’nun gittiğini, fakat kendisinin 15 gün krallar gibi yaşadığını söyleyerek resmi satmasına kesinlikle üzülmediğini belirtmiş. Hayatı bu ve bunun gibi enstantanelerle olağanca hareketiyle geçmiş ve son zamanlarında sanatçı, resimlerinin büyük hayranı ve koleksiyoncu Madam Anges tarafından çiftlik evine getirilmiş ve onun için bir bakıcı tutulmuş. Bakıcıyı istemeyip gönderen sanatçının hayata veda ettiği ancak günler sonra anlaşılmış…